Sarıgül soruşturması CHP'yi zorlayarak parti disiplini ve medya ilişkileri tartışmalarını alevlendirdi
Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül'e yönelik cinsel istismar ve yolsuzluk iddiaları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in hem parti içi disiplin sürecini hem de medya eleştirisini şekillendirirken iktidar partisiyle gerginliği artırdı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik olarak yürüttüğü kara para aklama ve cinsel istismar soruşturması, partinin genel başkanlığını yeni üstlenen Özgür Özel için ilk büyük kriz testine dönüştü. Sabah gazetesinin 28 Ekim tarihli haberlerine göre soruşturma kapsamında gizli tanık ve itirafçı ifadeleriyle, Sarıgül'ün Şişli Belediye Başkanlığı döneminde gençlik kampları vasıtasıyla liseli öğrencilerle temas kurup cinsel istismarda bulunduğu, koruma ve yakın çevresi aracılığıyla bir "korku imparatorluğu" kurduğu iddiaları gündeme geldi. Habertürk'ün aktardığına göre Özel, Sözcü TV canlı yayında Sarıgül'ün partiyle bağı olmadığını, milletvekiliğin istifa ettiği için sona erdiğini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirim yapıldığını açıkladı.
Özel'in açıklamaları, parti disiplini ile adli süreç arasındaki çelişkiyi ortaya koydu. Genel Başkan, soruşturmanın gizlilik kararı altındadır, ifade tutanakları sızdırılıyor ve bu belgeler üzerinden resmi bir disiplin işlemi başlatmanın hukuki dayanağı olmayacağını savundu. Özel, Sarıgül'ün kendisiyle yaptığı görüşmede "büyük bir haksızlığa uğradığını, iddiaların iftira olduğunu gözyaşlarına hakim olamayarak anlattığını" belirterek, deliller açıklandığında gerekli kararın alınacağını vurguladı. Bu tutum, daha önce Manavgat ve Bodrum belediyelerindeki rüşvet operasyonlarında saatler içinde ihraç kararları alan Özel'in, Sarıgül dosyasında daha temkinli davrandığını gösteriyor.
Özel'in medya eleştirisi ise krizin boyutunu genişletti. Sabah gazetesine göre Özel, katıldığı programda Sarıgül dosyasındaki haberleri yayımlayan Sabah gazetesini ve daha önce A Haber'i hedef alarak "yayın yaptırmaz" diye tehditlerde bulundu. Bu tavra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Kabine Toplantısı sonrası açıklamada "daha düne kadar basın kuruluşlarını tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremez" diyerek sert tepki gösterdi. Özel'in hem soruşturma belgelerinin sızdırılmasını manipülasyon olarak nitelendirmesi hem de medya kuruluşlarını doğrudan hedef alması, muhalefet partisinin basın özgürlüğü söylemiyle uygulaması arasındaki tutarsızlığı gündeme getirdi.
Parti sözcüsü Zeynel Emre, Parti Meclisi toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Sarıgül'ün "Yeni Parti ile bir ilişkisi bulunmadığını" ve üyeliğin askıya alındığını (yani istifa edildiğini) onayladı. Emre, Sarıgül'ün süreci partiye zarar vermemek adına bu yolla yönetmek istediğini, iddialar aydınlandığında durumun yeniden değerlendirileceğini kaydetti. Bu prosedür, Siyasi Partiler Kanunu'nda "üyeliği askıya alma" kavramının yokluğu ve istifa olarak değerlendirilmesi nedeniyle hukuki tartışmalara açık kaldı. Aynı toplantıda 14-15 Kasım'da Ankara Arena'da yapılacak kurultay takvimi de belirlendi.
Özel, aynı programda partisinin kendi belediyelerindeki rüşvet skandallarını da teker teker sıralayarak "meselenin gerçekten büyük bir rüşvet skandalı olduğu gerçek bir şey" ifadeleriyle kabullenmiş oldu. Manavgat'taki baklava kutusu operasyonu, Bodrum belediye meclis üyesinin rüşvetle yakalanması ve Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım dosyası, Özel'in "mesele kabak gibi ortada" diyerek hızla müdahale ettiği örnekler olarak sunuldu. Bu itiraflar, CHP'nin yerel yönetimlerdeki sorunları kabul etmesiyle Sarıgül dosyasındaki gecikmeli tepki karşılaştırıldı.
Soruşturmanın Alman vatandaşların 32 milyon euroluk yalı dolandırıcılığı şikayetiyle başlayıp, kara para aklama, sahte yatırım sözleşmeleri ve cinsel istismar iddialarına kadar uzanan geniş yelpazesi, dosyanın sadece bir milletvekiliyi değil parti yönetimini de sarsacak nitelikte olduğunu gösteriyor. Savcılığın 7 şüpheli hakkında yeni gözaltı kararı verdiği, itirafçı sayısının arttığı bildiriliyor. Bu süreçte Özel'in "gizlilik kalksa ifade tutanaklarını görsem gereğini yaparım" demesi, adli kararın parti politikasını ne ölçüde belirleyeceği konusundaki belirsizliği yansıtıyor.
Krizin siyasi maliyeti, CHP'nin hem iktidar partisiyle hem de kendi tabanıyla ilişkisini test ediyor. Erdoğan'ın basın özgürlüğü üzerinden yaptığı karşı saldırı, muhalefet partisinin demokratikleşme vaatleriyle pratikleri arasındaki mesafeyi seçim öncesi gündemin merkezine oturtuyor. Parti içi disiplin mekanizmalarının, adli süreçlerin gizliliğiyle nasıl uzlaşıldığı ve yerel yönetim skandallarında gösterilen hızın Sarıgül dosyasında neden yavaşladığı, önümüzdeki haftalar CHP'nin yönetim kapasitesini ölçen ana kriter olacak.
#CHP#Soruşturma#Özgür Özel#Basın Özgürlüğü#Parti Disiplini#Mustafa Sarıgül
Okuyucu Yorumları (0)
Yorum yazmak için giriş yapın ya da üye olun.
