CHP ve Yeni Parti arası para ve meclis krizinin yargıya taşınması
CHP ve Yeni Partili milletvekilleri arasında 5 milyon lirayı geçen paralarla başlayan çelişme, tutuklanan isimler ve gizli tanık ifadeleriyle birlikte yargı süreçlerine yerleşmeyi başardı. Siyasi ittifakın iç içe geçen krizinin yargıya taşınması ve dosyaların nasıl şekilleneceği tartışılıyor.
CHP ve Yeni Partili milletvekilleri arasında 5 milyon lirayı aşan paralarla başlayan çelişme, son günlerde sadece siyasi bir kavgalıktan çıkıp yargı sürecine girmiş. Yeni Partili milletvekillerin çoğunluğunun, CHP Meclis Grubu kasasından aldıkları paraları iade etmeyi reddetmesi üzerine CHP yönetimi, bu isimlere yönelik icra takibi ve dava sürecini başlatma kararı almış. Söz konusu toplam meblağ 5 milyon lirayı aşarken, kasadan çıkarılan bu paranın "bağış" kisvesi altında Yeni Parti'ne aktarıldığı iddia edilmekte. Bu durum, CHP'nin icra ve dava yoluna geçmesine neden olmuştur. Daha önce CHP içinde yaşanan "shaibeli kurultay" dava ve ilçe başkanlıklarıyla ilgili suç duyuruları bu yargıya karşı hazırlanmış bir zemin oluşturuyormuş.
Bu paralarla ilgili başlayan soruşturma, sadece paraların döngüsünden ibaret kalmadı. Sarıgül ailesine yönelik başlatılan rüşvet ve aklama çerçevesindeki dosyalar, bu paraların kaynaklarının sadece siyasi kutuplaşmanın ötesinde olduğunu gösterdi. Sarıgül ve ailesinin Şişli Belediye Başkanlığı dönemindeki imar rantlarından elde ettiği kayıtdışı paralar, Altınbaş Holding, Belek Titanic Hotel ortaklığı ve yurtdışındaki AVM'ler üzerinden sisteme sokulduğu iddia edilirken, soruşturma 19 kişinin tutuklanmasıyla dev bir rüşvet sarmalına dönüşmüş. Bu isimler arasında Şişli Belediyesi dönemindeki imar ve ruhsat çarkının karakutuları olarak gösterilen eski bürokratlar ve işadamlar yer alıyor. Dosyada yer alan gizli tanık "A3M2LK48" ifadeleri, rüşvet çarkının nasıl işlediğini ve sistemin hangi düzeylerde penetrated olduğunu ortaya koyuyormuş.
Yeni Parti'nden Mustafa Sarıgül ve CHP'den Kemal Kılıçdaroğlu gibi temel isimler, bu krizin merkezinde farklı roller oynuyormuş. Sarıgül, Erzincan Milletvekili olarak imar rantı dosyalarının ve kayıtdışı paraların sistem içinde yer almasıyla ilgili soruşturmalara maruz kalmışken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde parti içindeki yargı savaşları yeni değil. Daha önce yaşanan shaibeli kurultay dava ve kurultay ceza davası gibi süreçler, CHP'nin yargıya duyduğu hassasiyetin uzun zamandır var olduğunu gösteriyor. Bu süreçte CHP Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan'ın koordinesinde yapılan suç duyuruları ve milyonlarca liralık demirbaşın akıbeti belirsizliğini koruyormuş.
Siyasi kavgaların yargıya taşınması, Hürü Nine olayının da bir göstergesi olmuş. CHP ve Yeni Partili kadın kolları arasında Osmaniye'de yaşlı Hürü Tilki'ye yönelik yapılan yarış, partilerin sadece seçimStrategileri değil, aynı toplumsal konularda da müdahale yapmaya çalıştıklarını gösterdi. CHP Kadın Kolları Başkanı Ayten Gülsever'in sosyal medyadan yaptığı tepki, bu tür olayların politicallik aşan ve halk arasında büyük ilgi toplaması gerektiğini ortaya koyuyormuş. Bu olay, partilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin sadece meclis odaklı kalmadığı, aynı toplumsal alanlarda da temas halettiğini gösteriyormuş.
Özetle; CHP ve Yeni Partili milletvekilleri arasında başlayan 5 milyon lirayı geçen paralarla ilişkilikli soruşturmalar, tutuklanan isimler ve gizli tanık ifadeleriyle birlikte yargı süreçlerine yerleşmiş. Bu krizin yargıya taşınması, sarıgül ailesine yönelik rüşvet çarkının çökmesine, CHP'nin icra ve dava yoluna geçmesine ve Hürü Nine gibi toplumsal olayların partiler arası etkileşimde kullanıldığına dair işaretler veriyor. Gelecek günlerde bu dosyaların nasıl şekilleneceği ve yargı kararlarının siyasi dengeyi nasıl etkileyeceği merak konusu olmuyor.
#CHP#Yeni Parti#Sarıgül#Yargı Süreci#Para Krizı
Okuyucu Yorumları (0)
Yorum yazmak için giriş yapın ya da üye olun.
