CHP 38. Kurultayı davasında İmamoğlu ve yönetimce ceza talebi
Savcılık, 2023 kurultayında oylamaya hile karıştırılması suçundan 9 sanık için hapis cezası istedi; dava 11 Kasım'a ertelendi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 Ekim 2026 tarihinde esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Sabah, BBC Türkçe ve Hürriyet'in haberlerine göre savcılık, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in de bulunduğu dokuz sanık için Siyasi Partiler Kanunu'nun 112'nci maddesinde düzenlenen "oylamaya hile karıştırılması" suçundan bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası talep etti. Mahkeme, davayı 11 Kasım'a erteleyerek karar aşamasını ileri bir tarihe bıraktı.
İddianame kapsamında sanık olarak yargılanan diğer isimler; CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yeni Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, eski CHP Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, eski CHP Mardin İl Başkanı Mehmet Kılıçarslan ve eski Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya olarak sıralandı. Savcılık mütalaasında bu dokuz kişinin "fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek" delegelere maddi menfaat teklif ederek kurultay seçimlerini etkiledikleri, bu suretle Siyasi Partiler Kanunu'na muhalefet suçunu işledikleri öne sürüldü. Aynı mütalaada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama hakkında ise beraat talep edildi.
Dava sürecinin arka planında, kurultay öncesinde bazı delegelere "oy karşılığında para" teklifi yapıldığı iddialarının yer aldığı görülüyor. BBC Türkçe'nin aktardığına göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun kurultayda "Divan Başkanı" olarak görev yaptığını ve diğer şüphelilerin de iştirak halinde hareket ettiği iddia edilmişti. İddianamede toplam 12 sanık yer almakta, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise mağdur olarak gösterilmişti. Daha önceki duruşmalarda eski CHP delegeleri ve parti üyeleri tanık olarak dinlenmiş, tanıklar delegelerin oy kullanmaları karşılığı teklif alduklarını ifade etmişti.
Cemil Tugay'ın duruşu dikkat çekici bir ayrışma yaratıyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, mutlak butlan kararı sonrası Haziran 2026'da CHP'den istifa edip Ekim'de Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçmişti. Savcılık onun beraatini istemesi, diğer sanıkların durumundan farklı bir yargılamaya işaret ediyor. Bu durum, davanın siyasi boyutunu ve parti içi dinamikleri de yansıtıyor. Tugay'ın parti değişimi, ona yönelik suçlamaların değerlendirilmesinde etkili olmuş olabilir.
Dava, CHP'nin iç demokrasi süreçleri ve yargısal riskleri açısından kritik bir noktada. Parti yönetimi, kurultay sürecinin meşruiyetini savunan bir çizgi izlerken, yargıçlik süreci yönetim kadrolarına yönelik ciddi ceza talepleriyle seyrediyor. Ekrem İmamoğlu gibi partinin önde gelen isimlerinin ve belediye başkanlarının bu davada sanık olması, parti içi istikrar ve gelecek liderlik yarışı üzerindeki gölgeyi derinleştiriyor. Rıza Akpolat ve Özgür Çelik gibi yerel yönetimlerin de sanıklar arasında yer alması, dava kapsamının parti merkeziyi aşıp taban organizasyonuna kadar uzandığını gösteriyor.
Siyasi alanda dava, muhalefet ve iktidar ilişkisine de yansıyor. Aynı gün AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin "algı operasyonlarına" ve "savaştayız" söylemine sert tepki göstererek, muhalefetin ülke gündeminden uzaklaştığını, plan ve program eksikliği çektiğini iddia etti. Bu retorik, CHP kurultayı davası gibi yargısal süreçlerin siyasi tartışmalara nasıl beslendiğini ve iktidarın muhalefeti nasıl çerçevelendirdiğini ortaya koyuyor. Erdoğan'ın "Türk demokrasisi için tehlikeli bir tavır" tanımlaması, yargısal sürecin siyasi bir arena haline geldiğinin bir göstergesi.
Davanın 11 Kasım'a ertelendiği bildirildi. Bu tarihli duruşmada mahkemenin savcılık mütalaasını nasıl değerlendireceği, sanıkların savunma stratejileri ve olası bir hükmün siyasi sonuçları gündeme gelecek. Eğer ceza hükmü çıkarsa, Siyasi Partiler Kanunu'na göre ilgili kişilerin parti yöneticiliği yapmaları engellenebilir, belediye başkanlıkları gibi kamu görevlerinden de yargı süreci netleşene kadar uzaklaştırılma riski doğabilir. Bu durum, CHP'nin yerel yönetimlerdeki gücünü ve 2029 seçimlerine hazırlıklarını doğrudan etkileyebilecek bir yargısal belirsizlik yaratıyor.
Özetle; CHP 38. Kurultayı davasında savcılık, parti yönetiminin merkezi ve yerel kadrolarını kapsayan dokuz sanık için hapis cezası istedi. Dava, partinin iç demokrasi iddialarını, yargı ile siyaset ilişkisini ve muhalefet partilerinin operasyonel risklerini test eden bir sürece dönüştü. 11 Kasım kararı, hem CHP'nin iç dengeleri hem de Türkiye'nin genel siyasi iklimi için belirleyici olabilir.
#CHP#Ekrem İmamoğlu#38. Kurultay#İç Demokrasi#Siyasi Partiler Kanunu#Yargısal Süreç
Okuyucu Yorumları (0)
Yorum yazmak için giriş yapın ya da üye olun.
